Kriz mi? O da ne?
- 18 Mar 2020
- 4 dakikada okunur
Bir kriz halinde ilerleyen ve ilerledikçe de daha çok panik yaratan COVID-19 herkesin gündemi halinde. Bu krizi, bu krize İngiltere’nin ve Kıbrıs’ın (her iki tarafın) tepkilerini şahsi bakış açımla yorumlamak isterim. Neleri eksik, fazla buluyorum ya da neleri takdir ediyorum. (Takdirimin herhangi bir önemi yok çünkü insanların insanlar üstünde böyle bir etkisi olmaması taraftarı bir insanım ama burada ki takdir dediğim daha çok teşekkür ve müteşekkirlik deyebilirim.)
Öncelikle krizden bahsetmek isterim. Krizler, toplumların hayatlarına yaşayışlarına karışan kaotik ve karmaşık durumlardır. Şu an bütün dünyanın yaşadığı karmaşık durum ise belli, büyük bir sağlık sorunu.
Şu an her dakika değişen haber ve fikirlere göre İngiltere başbakanı Boris Johnson, burada ki halka “ölen ölür, kalan sağlar bizimdir” e çıkan bir cümle kurmuştur. Herhangi bir iş yerini kapatmamış ve eğitimlere devam etmektedir. Evet bu virüs 60 yaş ve üstüne daha çok etkiliyor ve ölümcül sonuçları var kaptıklarında ama gene de ölmeyi hakkettiklerini düşünmüyorum ben. Yaşlılardan kurtulmak için keşke yasa değişikliğini düşünseydiniz sevgili Boriscim, gaddarca ölümü değil.
Bilmeyenler için, 60-65 yaş üzeri kişiler İngiltere’de beleş toplu taşımacılık, beleş ya da çok cüzi bir miktara konaklama ve ev giderleri elde ediyor. Aynı zaman da her türlü öncelik onlara sağlanmış ve bedavaya da sağlık hizmeti verilmektedir. Evet biraz hükümetin hazinesinden geçiniyorlar aynı zamanda da emeklilik maaşlarını alıyorlar. Ama bunu durdurmanın yolu sanki bu değil.
İngiltere’de hayat devam ederken hükümetin iş yerlerini kapamama düşüncesinin tek bir sebepten ötürü olduğunu düşünüyorum;
Kapatılan iş yerleri – İş yerleri zararı – Zararı karşılayan hükümet – Az maaş – Az maaşı karşılayan hükümet
Bu zincirlemeden ötürü olabilir tabii ki. Bir diğer taraftan da iş yerlerinin kapatılmaması okulların da açık kalmasına sebebiyet veriyor çünkü aileleri yoksa çocuklara kim bakacak.
Neyse ki bazı birkaç duyarlı iş yeri, ve üniversiteler internet üzerinden eğitime ve evden işlemeye geçmiş durumda ve fiziksel temasları aza indirmekte. Boris’in en son yaptığı açıklamalardan birinde testi orta derece de semptom gösterenlere bile yapmaycaklarını açıkladılar. Politikanın yönettiği bir kriz de, bilim insanları daha çok test dedikçe İngiltere başbakanı daha az test diyor ve semptom gördüğünüz anda evde kalın hastanelere de gelmeyin diyor. NHS COVID-19 telefon servisi olan 111’de hatta evde kalacaksanız bizi aramanıza gerek yok bile dendi otomatik makine tarafından. Kriz yönetiminde İngiltere’de sınıfta kaldı.
Gelelim Kıbrıs’a, Kıbrıs sorununu yeniden yaratmışlar gibi. Bu yazımda Kıbrıs’ı, her ne kadar barış yanlısı ve birleşme taraftarı olsam da, ikiye ayırarak yorumlayacağım çünkü alınan temkinler ve icraatlar birbirinden tamamen farklı ve bağımsız ilerlemektedir.
Öncelikle Güney Kıbrıs’dan başlamak istiyorum çünkü ilk hareketi onlar yaptı. Dediler ki ülkeye yurt dışındaki vatandaş öğrencilerimiz gelmesin ve riskleri artmasın diye onlara maddi destekte bulunacağız, ha az uz da değil yani €750’dan bahsedilmekte. Ama bu parayı almak için ne yapılacağıyla ilgili ya da yapılması gerekenler nerden başvurulsun falan hiçbir yerde yazmıyor. Bunu geçtim 15 Mart gecesi yeni bir kural mı dersiniz yasa mı bilemedim ama onlardan birinden yürürlüğe koydular o da şuydu: Güney Kıbrıs’a inecek olan uçaklarda ki yolcuların adaya girebilmesi için COVID-19 testi yaptırıp ve negatif sonuçlanmış olması gerekmektedir. Siz bundan hangi uçuş kabul ettiğiniz ülke ve havayollarını haberdar ettiniz? Kimse bunu dile getirmedi. Sadece kendi vatandaşını kabul etmek başka bu başka. Çünkü burada, İngiltere’de, bu testi yaptırmak imkânsız yani ben söyleyim. NHS (İngiltere Ulusal Sağlık Birimi)’i aradığım da bana konuştuğum kadın dalga geçermişim muamelesi yaptı. Özel hastaneler de aynı şekilde. Kısaca adaya giremezsiniz diyorlar. Aynı zaman da şunu da dile getirmek isterim ki bugün negatif çıkan kişi 12 saat geçmeden pozitif çıkabiliyor. Hiçbir şey kesin ya da belli değil. Kriz yönetiminde Güney Kıbrıs belirsiz bir yerde ama 50 ile testi geçiyor.
Gelelim Kuzey Kıbrıs’a; burada anında iş yerleri çalışanlarını evlerine göndermiş, eğitim durmuş durumda. İlk etapta takdire şayan. Ama özel sektör hemen ödeneksiz izin bunlar deyip işin içinden sıyrılmadı değil. İnsanlık testinden sınıfta kalınmış. Uçuşlara gelecek olursak, diğer çoğu ülke gibi Kuzey Kıbrıs da sadece kendi vatandaşını kabul edeceğini beyan etmiştir ve bu bence doğru bir karardır. Çünkü önceliğin her zaman kendi vatandaşının olması gerekmektedir. Yalnız şöyle bir sıkıntı var yurtdışında ki öğrencilerini unutmuşlardır. Güney Kıbrıs’ın yapmış olduğu gibi maddi bir destek ya da yardımı K.K.T.C’den de beklerdim belki daha az miktarda, çünkü ekonomi düşük, ama yine de bir opsiyon olabilirdi. Adaya dönebilmemizi sağlayabilecek bir uçağın, yani daha doğrusu Kıbrıs Türk Havayollarının bir kez daha özlemindeyiz. Aynı zaman da psikolojik desteğin de sağlanması gerektiği taraftarıyım özellikle de yurt dışındaki öğrencilere.
Bu virüsün ancak solunum üniteleriyle karşı konulabildiği, belki de yanılıyorumdur, söylenmektedir ve Kuzey Kıbrıs’da ki solunum ünitelerinin sayısı sanırım 50 bile değil. Herkesten 1 TL toplasanız; 2017’deki sayım da 326000 olan nüfus’tan 326000 TL ediyor. Bu cihazların tanesinin fiyatı hemen hemen $20000 civarında ve doların 6.6’dan gittiğini ele alırsak yaklaşık olarak $50000 dolar ediyor yani hemen hemen 2 adet solunum cihazı daha. Yada daha fazla miktar da toplanması da olabilir tabii ki. Yapılması mümkün bence. Kriz yönetiminde Kuzey Kıbrıs’da belirsiz bir yerde ama 50 ile o da sınavı zor da olsa geçiyor.
İşin en trajikomik kısmıysa Kıbrıs’ın (her iki tarafının da) İngiltere’den daha fazla önlem almış olması ve daha iyi reaksiyon göstermesi sanırım. Dünyada ki bir diğer durum da şu dur ki bu krizleri politik insanlar yönetiyor ve bilim insanları değil. Ünlüler, evet onların da emeklerinin hakkı bu tabii ama, milyonlar kazanırken bilim insanları ayda asgari ücretle geçinmeye çalışıp COVID-19 ve bunun gibi virüslere çözüm yolu aramaya çalışıyor.
Kriz yönetimini esas kimlerin yaptığını söyleyeyim şimdik sizlere, Birleşik Krallık Kıbrıslı Türk Öğrenci Federasyonu. Bu kriz başladığı andan itibaren ulaşabildikleri, üyesi olan olmayan, her İngiltere’deki Kıbrıslı Türk öğrenciye ulaşıp destek vermişlerdir. Hem de uyumadan ve yorulmadan, ya da bize yorulduklarını belli etmeden. Bu öğrencilerin de eğitimleri, ödevleri, panikleri, ne yapacaklarını bilememeleri devam etmekte olsa da bizim için orda olmuşlardır. Ulaşabildikleri herkese, destek alma ve çözüm bulma amaçlı, ulaşmışlar ve bizlere çoğu kez olumlu dönüşlerle ve çözümlerle gelmişlerdir. Adaya dönememe sorunumuza çözüm bulma çabası içinde ayrıca koşuşturmaktadırlar. Sizlere burdan çok teşekkür ederim kendi adıma.
Yorumlar